Şiirler, Resimli Şiirler
 Sağlıklı Günler Sizinle Olsun.. (95 sağlığına düşkün kişi online)


E-mail :
Şifre :
   
• Yeni Üyelik
? Şifremi Unuttum

Hazırlanıyor..
Türkiye’de taciz!
• Türkiye’de taciz!


Yrd. Doç. Dr. Ergenekon, yaptığı açıklamada,
“duygusal taciz” olarak ifade edilebilecek olan psikol
İlgili Bağlantılar
lojik şiddetin
(mobbing), yıldırma, bastırma, sindirme, yok sayma, psikoterör veya
soyut şiddet uygulamayı içerdiğini söyledi.


Duygusal tacizin örgütsel çatışmanın, verimsizliğin
ve motivasyon eksikliğinin kaynağı olarak görüldüğünü ifade eden
Ergenekon, bu davranış biçiminin, çalışanlara üstleri, astları veya
eşit düzeyde olanlar tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür
kötü muamele, tehdit, şiddet ve aşağılamayı da içerdiğini bildirdi.


Duygusal tacizin tüm Avrupa ülkelerinde yaygın
görüldüğünü, şiddetinin ve sıklığının ülkeye, ülke kültürüne ve sektöre
göre değiştiğini belirten Ergenekon, şöyle konuştu:


“Türkiye’de iş yerinde duygusal taciz Avrupa
ülkelerine göre çok daha fazla yaşanıyor. Bunun en önemli nedenlerinden
biri, çalışanların aynı iş yerinde uzun süre çalışmaları ve kıdem
yükünün artması. Buna ihbar süreleri ve kullandırılmayan yıllık
izinleri de eklediğimizde oldukça yüksek meblağlarla karşılaşıyoruz.


Yıldırma, sindirme, aşağılama, kısaca mobbing
uygulayarak kişiyi istifaya zorlamak, bir yönetim biçimi olarak
benimseniyor. İkinci nedeni ise ülkemizde hem kamu hem de özel sektörde
yeni gelen yönetimin kendi adamlarını kadrolara yerleştirme isteği.”


Kurbanların yüzde 77’si kadın


Duygusal tacizin gündeme gelme açısından çok kısa bir geçmişe sahip olduğuna dikkati çeken Ergenekon, şöyle devam etti:


“Yöneticilerin çalışanlarla yaptıkları toplantılarda
‘filanca iş arama sitesine verdiğimiz ilana şu kadar bin kişi başvurdu’
diyerek aba altından sopa gösterdikleri bir ortamda çalışanlar, her
türlü tacize katlanmakta ve görmezden gelmektedirler. Her yaştan kişi,
duygusal tacize uğrayabiliyor. 25 yaşın altındaki ve 55 yaşın
üzerindekiler daha çok tacize uğrama riski taşıyor.”


Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre, tipik
tacizcinin 35-45 arası yaşlarda erkek bir üst olduğunu ve uzun süredir
şirkette çalıştığını belirten Ergenekon, “Araştırmaya baktığımızda,
erkeklerin yüzde 69 oranında kadınlara, kadınların ise yüzde 84
oranında kadınlara zorbalık yaptığını görüyoruz. Yani kadının dişi,
erkeğe değil, kadına geçiyor, erkekle uğraşamıyorlar” dedi.


Uzun yıllar çalışma ortamlarının erkeklerin egemenliği atında olduğuna işaret eden Ergenekon, şunları kaydetti:


“Kurbanların yüzde 77’si kadındır. Kadınlar iş
ortamına girdiğinde, bir başka erkeğin işine engel oluyormuş gibi
algılanıyor. Erkekler kendi aralarında ‘Bir adam kendi evini, ailesini
doyurur. O kadındır, sonuçta ona bakacak bir erkek vardır’ diye
düşünüyorlar. Yani avlanan ilkel erkek, günümüzde dışarıda çalışan
erkektir.


Kadın evde çocuk bakar, yemek pişirir, anne ve ev kadını olarak görev yapar diye düşünüyorlar. Ama çağımızda durum değişti.


Kadınlar, eskiden erkek işi olarak bilinen bazı
işleri erkeklerden daha iyi yapabiliyorlar. Hatta erkeklerin de
kendileri gibi yemek pişirip, bebek bakmalarını istiyorlar. Erkekler
ise böyle şeylerden hiç hoşlanmıyorlar. Ayrıca ortamda bir tane bile
kadın olsa, erkeklerin rahatı bozuluyor.Kadının aralarından gitmesi
için uğraşıyorlar. Bu tabii ki herkes için geçerli değil.”


Sadece iş yerinde ortaya çıkmıyor


Bir apartmanda, okulda veya mahallede birlikte
yaşayan bir grup insanın, çok küçük de olsa olumlu ve olumsuz bazı
farklılıklardan dolayı içlerinden birini kurban seçebildiklerini ifade
eden Ergenekon, şöyle konuştu:


“Bu sadece iş yerinde ortaya çıkmıyor. Ancak iş
yerinde insanlar haftanın en az 5 günü sabahtan akşama kadar bir arada
olduklarından, duygusal tacizin etkileri çalışan üzerinde çok daha
etkili oluyor.


Düşünce ve inanç ayrılığından, kıskançlık ve cinsiyet
ayrımına kadar her tür faktör duygusal tacize neden
olabilmektedir.Mobbing süreci, çoğu zaman kişisel bir kıskançlık veya
güç gösterisi sebebiyle bir kişi veya bir grup tarafından
başlatılabilir.”


Duygusal tacizin sadece üstlerden astlara yönelik
gerçekleşmediğine dikkati çeken Ergenekon, “Astlar da birlik olarak, iş
yerinden gitmesini istedikleri bir yöneticiye karşı mobbing
uygulayabiliyor. Genelde terfi beklentisi olan astlar, hedefledikleri
pozisyona şirket içinden veya özellikle dışarıdan biri geldiğinde, bu
kişinin hayatını zorlaştırmak için ellerinden geleni yapabiliyorlar”
dedi.


Psikolojik etkileri


Duygusal tacize uğrayan kişinin bunu kimseyle
paylaşamadığını ve asıl sorunun buradan kaynaklandığını belirten
Ergenekon, mağdurun içe döndüğünü, kendinden şüphe ettiğini söyledi.


Ergenekon, bu nedenle kişinin yoğun depresyon
yaşadığını ve sonrasında çeşitli hastalıklara kadar varan bir
rahatsızlık oluştuğunu, çalışamayacak duruma gelen kurbanın işten
ayrılmak zorunda kalabildiğini anlattı.


Cinsel taciz ve diğer fiziksel şiddet olaylarıyla
kıyaslandığında duygusal taciz davranışlarının “zararsız” gibi görünse
de hedef alınan bireydeki etkilerinin psikolojik olarak yıkıcı olduğuna
hatta intiharla sonuçlanabildiğine işaret eden Ergenekon, ilk bakışta
birbirinden çok farklı görünen bu iki eylemin kurban seçilen kişi
üzerinde aynı etkileri yaptığını kaydetti.


Tacize maruz kalan çalışanlar neler yapmalı?

Ergenekon, duygusal tacize uğrayan çalışanların yapması gerekenleri şöyle sıraladı:


“Olayları, verileri, anlamsız emirleri ve
uygulamaları yazılı olarak tarih, yer ve tanık kişilerin isimleriyle
not etmeliler. Mobbingci ile açıkça konuşmalı ve taciz edici söz ve
davranışlarını durdurmasını istemeliler. Bu konuşmayı yaparken
yanlarında güvendikleri ve gerekirse tanıklık edebilecek birilerinin
olmasına özen göstermeliler. Diğer iş arkadaşlarıyla bu durumu açıkça
konuşmalılar. Başkaları da aynı kişi tarafından taciz ediliyor
olabilir. Böylece birlikte hareket edebilirler.


Bir sonraki aşama tacizciyi bağlı olduğu tepe
yöneticiye ve insan kaynaklarına rapor etmeleri. Bu raporda her şey tüm
açıklığıyla anlatılmalı ve kanıtlar eklenmeli. Bu süreçte psikolojik ve
tıbbi yardım alınması, hem kişiyi rahatlatacak hem de kanıt
oluşturacaktır. Bu aşamaların ardından değişen hiçbir şey olmadıysa, iş
arayışına girmeleri, yeni iş bulduktan sonra istifa etmeleri sağlıkları
açısından doğru olacaktır.”


Duygusal tacizin her sektörde çok yaygın yaşandığını
ifade eden Ergenekon, tacize uğrayan kişilerin en büyük engelinin tanık
bulamamaları ve yasadaki boşluk olduğunu söyledi.


Duygusal tacize uğrayanlar


Adapazarı’nda işe başladığı kuruluştan 15 günde
ayrılmak zorunda kaldığını belirten B.T. (22), AA muhabirine yaptığı
açıklamada, yaşadıklarının duygusal taciz olarak adlandırıldığının
farkında olmadığını söyledi.


B.T, “Yeni girdiğim iş yerinde eski bir çalışanın
baskısıyla karşılaştım. Eğitimli ama tecrübesiz biri olarak, ilk
günlerde öne çıkmam onu rahatsız etti. Bana karşı davranışları değişti.
Hitap ederken kabalığı, aşağılamaya kalkışı, birim yöneticisine
hakkımdaki haksız şikayetleri beni işten soğuttu. Eski bir çalışandan,
başarılı olduğum için gelen baskı nedeniyle 15′inci gün işten
ayrıldım'’ dedi.


Bir firmada çalışan N.F. ile S.K. da aynı birimde
çalıştıkları eski çalışanın baskılarına, birlikte hareket ederek karşı
çıktıklarını belirttiler.


N.F. yaşadığı baskıyı şöyle anlattı:

“Aynı pozisyonda olmamıza rağmen, sürekli öne çıkma gayretleri içinde
beni ve arkadaşımı onun astıymışız gibi görüyordu. Firma yetkilisinin
eşiyle yakınlaşarak, pozisyonunu sağlama almaya çalışıyordu. Sürekli
yanlış arıyor, bulduğunu sanarak baskı oluşturuyordu. O olmadan işlerin
yürümeyeceği düşüncesini yayıyordu etrafa. Kendisini uyardım. Durum
değişmese de onun niyetini anladığımızın farkında şimdi.”


S.K. ise yeni başladığı birimde, meslektaşı
hemcinsinin gösterdiği tepkileri anlamakta zorluk çektiğini ve
kendinden şüphelenmeye başladığını söyledi.


Üniversite eğitimi almış biri olarak yaşadıklarının
duygusal taciz olarak tanımladığının farkında olmadığını anlatan S.K,
“Bir kadının bir kadına bunları yapabileceğini sanmazdım. Sürekli
sinirlerimi bozmaya yönelik davranışlar içindeydi. Yaptığım işi sürekli
eleştirip, öğretiyormuş gibi yapıp, bağırıp çağırıyordu.


Evime sinirlerim harap halde dönüyordum. Diğer
arkadaşım uyarınca her şeyin farkına vardım. Sorun bende sanıyordum.
Aslında ondaymış. Biz birlikte hareket edince, biraz kendine çeki düzen
verdi” diye konuştu.


Okunma Sayısı: 1932
Puan:
Oy veren:1 kişi Puan: 10
Diğer Başlıklar
• Testis Kanseri
• Atık pilde ''kanser'' tehlikesi
• PAP Smear Testi
• 2 GÜNLÜK ŞOK DİYET
• KİLO KAYBI İÇİN BİTKİLER
• DİŞ BEYAZLATMA (BLEACHING)
• Tatili nasıl değerlendirmeli?
• Mutlu olmak ister misiniz?
• DİYET BIRAKTIRAN BAHANELER
• Stresi çay ile yenin!
• Uykunuz mu gelmiyor?
• ABD'de obez köpekler için ilaç üretildi
• FAZLA KİLOLAR KISIRLIK SEBEBİ
• ZAYIFLAMA DİYETLERİ SAĞLIĞI ETKİLEMESİN
• Diş Protezleri
• Türkler doğum kontrolünü sevmiyor
• Şaşılık hakkında merak edilenler
• DİYETLE İLGİLİ EN ÇOK SORULAN SORULAR
• Meme Kanseri Nasıl Erken Tespit Edilebilir?
• KİMYASAL SİLAHLAR & İLKYARDIM – ACİL YARDIM
• Evlilik stresten koruyor
• EKMEĞE DÜŞMAN MISINIZ ?
• KİLO VERME HIZINI AYARLAMA
• Kalp hastalarının cinsel aktiviteleri
• Kolesterol yüksekliği - kalp damar sağlığı komplik...
Önemli Not: Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut ilaç tedavisinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır.